Gün geçtikçe nakliyat firmalarının sayısı daha da artıyor. Evden eve nakliyat taşımacılık yapan firmalar arasında kıyasıya rekabet yaşandıkça bunlarda fiyatlara yansıyıp halkımızın yüzünü güldürüyor. Evden eve nakliyat nakliyat firmaları o kadar fiyatları düşürdü ki insanın durduk yerde taşınası geliyor. :D Fiyatlar düştü ama hizmet kalitesi hiç düşmedi. evden eve nakliyat işini yapan firmalar arasında yaşanan rekabet dâima firmaların kalitesini daha da arttırdı.
Her zaman evden eve nakliyat fiyatlarını kısaca bahsedecek olursak, genel olarak nakliyat firmalarının benimsediği fiyat aralığı, 400 ytl ile 3000 ytl arası değişmektedir. Bu fiyat arasındaki fark yolun uzunluğuna göre değişmektedir.Mesafe arttıkça doğal olarak,fiyatta artmakta..
Tabii firmanın geçmişine yada kalite anlayışına göre fiyat düşebilirde artabilirde orası anlaştığınız nakliyat firmasının anlayışına bağlı.. Türkiye'de yada ankara nakliyat veya evden eve nakliyat firmasının kalitesinde fiyatlara olumlu yönde artısı olacaktır. Bu yüzden astarından pahalıya gelecek,referansı olmayan sırf ucuzluk olsun diye kalitesiz nakliyat firmalarıyla anlaşmayın.(Önceki güvenilir nakliyat firmaları nasıl anlaşılır yazımızdan nakliyat firmalarıyla ilgili bilgilere ulaşabilirisiniz.
Ayrıca,kendine güvenen eşyalarınıza zarar vermeyecek nakliyat firmalarıyla anlaşın.Hoş artık eskisi gibi poşetler serip taşıma devri bitti.Eşyalar zarar görmeyecek şekilde ambalajlanıp öyle nakliyat işine başlanılıyor.
Tavsiye ettiğimiz evden eve nakliyat firmaları;
Cansizoğlu evden eve nakliyat Cansizoglunakliyat.Com evden eve nakliyat Evturnakliyat.com Tuzcuoğlu evden eve nakliyat sektöründe öncü firmalardır.
30 Aralık 2008 Salı
5 Aralık 2008 Cuma
Ata Demirer
Ata Demirer
6 Temmuz 1972 yılında Bursa'da doğdu. 1991 yılında istanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Türk Müziği Bölümü'nü kazandı. Dormen Tiyatrosu'nda 1995 yılında "komik para" adlı oyunla tiyatro sahnesinde kendini gösterdi. Öğrencilik yıllarında aynı zamanda geceleri de barlarda çalışıyordu. Ege Kumpanya adı altında bir rembetiko orkestrası kurdu ve bu orkestra ile sahne çalışmaları yaptı.
23 Şubat 1998'de Tek Kişilik Dev Kadro gösterisi ile ilk kez Leman Kültür'de sahne aldı. Bu Stand Up Gösterisi ile adını duyursa da Star TV'de yayınlanan Korsan TV programı ve oynadığı karakterler ile iyice sivrildi. Ama asıl çıkışını Avrupa Yakası adlı dizide yapmıştır.
Oynadığı Volkan karakteri ile dizinin izlenme rekorları kırmasına neden oldu. Daha sonra dizide diğer oyunculardan Hümeyra ile problem yaşadığından diziden ayrıldığı açıklandı.
Neredesin Firuze adlı sinema filminde 2 ayrı karakteri oynayan Demirer Vizontele Tuuba filminde de rol aldı.
Kendi Dilinden Ata Demirer
Efenimmmmm, 06-07-1972 yılında Bursa’nın çok şirin bi hastanesinde mitoloji kahramanı herkül misali 6 kilo doğmuşum!
Ohaaa! Dediğinizi duyar gibiyim hatta telaşlı haliyle savaş hemşiresini andıran bursamızın hemşiresi baş hekimin odasına dalıp ‘ayyyy doktor beyy 123 nodaki hasta bir şey doğurdu!’ demiş.
6 yaşıma geldiğimde ‘ateşi suzanı firkat,yaktı cismü canımı’ şarkısını ezberden söyleyerek hem annemi hemde tüm ailemi hayrete düşürmüş hatta bununla da kalmayıp sezercik havalarında olayı sürekli tekrarlayarak hepsini ağlatmışım!
Bir aile büyüğümüz adam olacak çocuk bokundan belli olur diyince bizimkiler bokumu tahlile götürmüşler aslında fil yavrusu olduğum bu şekilde anlaşılmış!
İlk okulda hatıralarımı sürekli süsleyen yegane olay müsamerelerin vazgeçilmez adamı olduğumdu, hocalar beni kendi etkinliklerine alabilmek için kapışırlardı o zamanın parası 2,5 Milyon dolara imza attım ya!
Ahhhh az kaldı unutuyordum bir de Banu vardı tabi, Sınıfın en güzeli,ilk aşk; babannesi beni müdüre şikayet etti. Bende kızdım aramadım sonra,cep telefonumu falan değiştirdim
Samimiyetle söylemeliyim ki hayvanlara olan düşkünlüğüm o yıllara dayanır, evde vardı gerçi kardeşim,kuzenlerim falan belki bu yüzden
Orta okul yıllarında dersler kötü ama tenefüs gösterileri 10 numaraydı. Deniz ve balık avlarına tutkumda bu yıllarda belirdi,eski Marmara’yı düşünüyorum da insanlar hızla her şeyi yok ediyorlar matrix yakındır!
Lisede dersler yine berbattı ama son sınıfa gelebildim,bir abimin yardımıyla müzisyenlik yıları başladı,pavyonda bile çalıştım aklınıza gelebilecek her türlü taverna ortamının aranan piyanisti 1991 yılında İstanbul teknik üniversitesi devlet konservatuarı türk müziği bölümünü kazandım ve de İstanbulllll!
92,93 yıllarında İstanbul’da müzisyenlik yapmaya devam ettim.
Yine o yıllarda arkadaşımdan aldığım gazla bar komedyenliği denemelerine başladım,mecburdum nerdeyse tüm dersleri final sınavında yaptığım stand-uplarla geçmeye başladım.
Vitamin gurubunun beyni rahmetli Gökhan Semiz sayesinde ufak tefek komedi işleri yapmaya başladım.
Turkish kovboy sarkısındaki gazel benim sesim,İsmail şarkısının klibinde oynadım ve de onun sayesinde ataköyfm’de komedi şovu yaptım (kendi çapımda tabi ama New York Times bile röportaja geldi)
Tiyatro severlerin yakından tanıdığı e.s.e.k tiyatro gurubunun kurucusu Uğur Uludağ arkadaşım bana regeta barlar sokağında bir komedyenlik işi ayarladı ve ilk profesyonel (para) iş orada başladı.
95 yılında Assos’ta hem komedi hem müzik sitilinde bir barda çalıştım,müşterilerden biri (tiyatrocuymuş) benden etkilendiğini söyledi ve beni aynı yıl Dormen Tiyatrosu’nun ‘Komik Para’ adlı oyununa transfer ediverdi!
Aynı yıl “Ege Kumpanya” isminde bir gösteri orkestrası kurdum ve bir yandan tiyatro bir yandan müzik kafama göre takıldım.
Ve bomba ‘Uğur Yücel’in bir röportajını okuyordum usta ‘genç komedyen adayları arıyorum’ diyordu röportajında,bende kapısını çaldım aynı akşam beni kendi seyircisinin önüne atıverdi.
Ertesi sabah zehirlenmiş olarak uyandım ve okulu 3 ay sonra bıraktım,çünkü gerçek aşkımla komedi ile seviştik ve ben onu aldatamazdım ayyyyyy çok dramatik yani şöyle söyliyeyim sıkıldım okulda,komedyen olma hayali yanında çok sönük kalıyordu okul!
96′dan 98′e kadar oynayacak yer aradım,parasız oynamak için bile şans vermediler; bir çok kötü yerde gösteri yaptım baraka rock bar,Ortaköy guletbar (burada ışık zayıf olduğu için kolye satan adamlardan ödünç aldığımız masa üstü ışığı ile gösteri yaptım)
Aynı oyunu banta çekip (sünnetçiler gibi) Leman Kültür’e götürdüm.
98 şubatında bana tanınan şansı iyi kullandım ve leman gösterileri başladı.
2001 yılına kadar mütevazi bir biçimde (sürünerek yani) oyunumu devam ettirdim,bu inat bana ‘Star Televizyonu’ nun kapılarını açtı.
Korsan Tv’nin başarısı sayesinde az çok tanınan bir komedyen oldum.
Bu arada Tek kişilik Dev Kadro oyunu 850 küsür kez sahnelendi oyunun tüm metni,Korsan Tv
karakterlerinin tümü bana aittir.
Vizontele Tuuba,Nerdesin Firuze gibi projelerde ve bazı Tv dizilerinde Konuk oyuncu,
Kısık Ateşte 15 Dakika adlı filmde ise Başrol oyuncusu olarak beyaz perdede sizlere yansıdım.
Bir kaç reklam filminde ve son olarakta 3 sezon boyunca Avrupa Yakası dizisinde Volkan karakteriyle karşınıza çıktım.
6 Temmuz 1972 yılında Bursa'da doğdu. 1991 yılında istanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Türk Müziği Bölümü'nü kazandı. Dormen Tiyatrosu'nda 1995 yılında "komik para" adlı oyunla tiyatro sahnesinde kendini gösterdi. Öğrencilik yıllarında aynı zamanda geceleri de barlarda çalışıyordu. Ege Kumpanya adı altında bir rembetiko orkestrası kurdu ve bu orkestra ile sahne çalışmaları yaptı.
23 Şubat 1998'de Tek Kişilik Dev Kadro gösterisi ile ilk kez Leman Kültür'de sahne aldı. Bu Stand Up Gösterisi ile adını duyursa da Star TV'de yayınlanan Korsan TV programı ve oynadığı karakterler ile iyice sivrildi. Ama asıl çıkışını Avrupa Yakası adlı dizide yapmıştır.
Oynadığı Volkan karakteri ile dizinin izlenme rekorları kırmasına neden oldu. Daha sonra dizide diğer oyunculardan Hümeyra ile problem yaşadığından diziden ayrıldığı açıklandı.
Neredesin Firuze adlı sinema filminde 2 ayrı karakteri oynayan Demirer Vizontele Tuuba filminde de rol aldı.
Kendi Dilinden Ata Demirer
Efenimmmmm, 06-07-1972 yılında Bursa’nın çok şirin bi hastanesinde mitoloji kahramanı herkül misali 6 kilo doğmuşum!
Ohaaa! Dediğinizi duyar gibiyim hatta telaşlı haliyle savaş hemşiresini andıran bursamızın hemşiresi baş hekimin odasına dalıp ‘ayyyy doktor beyy 123 nodaki hasta bir şey doğurdu!’ demiş.
6 yaşıma geldiğimde ‘ateşi suzanı firkat,yaktı cismü canımı’ şarkısını ezberden söyleyerek hem annemi hemde tüm ailemi hayrete düşürmüş hatta bununla da kalmayıp sezercik havalarında olayı sürekli tekrarlayarak hepsini ağlatmışım!
Bir aile büyüğümüz adam olacak çocuk bokundan belli olur diyince bizimkiler bokumu tahlile götürmüşler aslında fil yavrusu olduğum bu şekilde anlaşılmış!
İlk okulda hatıralarımı sürekli süsleyen yegane olay müsamerelerin vazgeçilmez adamı olduğumdu, hocalar beni kendi etkinliklerine alabilmek için kapışırlardı o zamanın parası 2,5 Milyon dolara imza attım ya!
Ahhhh az kaldı unutuyordum bir de Banu vardı tabi, Sınıfın en güzeli,ilk aşk; babannesi beni müdüre şikayet etti. Bende kızdım aramadım sonra,cep telefonumu falan değiştirdim
Samimiyetle söylemeliyim ki hayvanlara olan düşkünlüğüm o yıllara dayanır, evde vardı gerçi kardeşim,kuzenlerim falan belki bu yüzden
Orta okul yıllarında dersler kötü ama tenefüs gösterileri 10 numaraydı. Deniz ve balık avlarına tutkumda bu yıllarda belirdi,eski Marmara’yı düşünüyorum da insanlar hızla her şeyi yok ediyorlar matrix yakındır!
Lisede dersler yine berbattı ama son sınıfa gelebildim,bir abimin yardımıyla müzisyenlik yıları başladı,pavyonda bile çalıştım aklınıza gelebilecek her türlü taverna ortamının aranan piyanisti 1991 yılında İstanbul teknik üniversitesi devlet konservatuarı türk müziği bölümünü kazandım ve de İstanbulllll!
92,93 yıllarında İstanbul’da müzisyenlik yapmaya devam ettim.
Yine o yıllarda arkadaşımdan aldığım gazla bar komedyenliği denemelerine başladım,mecburdum nerdeyse tüm dersleri final sınavında yaptığım stand-uplarla geçmeye başladım.
Vitamin gurubunun beyni rahmetli Gökhan Semiz sayesinde ufak tefek komedi işleri yapmaya başladım.
Turkish kovboy sarkısındaki gazel benim sesim,İsmail şarkısının klibinde oynadım ve de onun sayesinde ataköyfm’de komedi şovu yaptım (kendi çapımda tabi ama New York Times bile röportaja geldi)
Tiyatro severlerin yakından tanıdığı e.s.e.k tiyatro gurubunun kurucusu Uğur Uludağ arkadaşım bana regeta barlar sokağında bir komedyenlik işi ayarladı ve ilk profesyonel (para) iş orada başladı.
95 yılında Assos’ta hem komedi hem müzik sitilinde bir barda çalıştım,müşterilerden biri (tiyatrocuymuş) benden etkilendiğini söyledi ve beni aynı yıl Dormen Tiyatrosu’nun ‘Komik Para’ adlı oyununa transfer ediverdi!
Aynı yıl “Ege Kumpanya” isminde bir gösteri orkestrası kurdum ve bir yandan tiyatro bir yandan müzik kafama göre takıldım.
Ve bomba ‘Uğur Yücel’in bir röportajını okuyordum usta ‘genç komedyen adayları arıyorum’ diyordu röportajında,bende kapısını çaldım aynı akşam beni kendi seyircisinin önüne atıverdi.
Ertesi sabah zehirlenmiş olarak uyandım ve okulu 3 ay sonra bıraktım,çünkü gerçek aşkımla komedi ile seviştik ve ben onu aldatamazdım ayyyyyy çok dramatik yani şöyle söyliyeyim sıkıldım okulda,komedyen olma hayali yanında çok sönük kalıyordu okul!
96′dan 98′e kadar oynayacak yer aradım,parasız oynamak için bile şans vermediler; bir çok kötü yerde gösteri yaptım baraka rock bar,Ortaköy guletbar (burada ışık zayıf olduğu için kolye satan adamlardan ödünç aldığımız masa üstü ışığı ile gösteri yaptım)
Aynı oyunu banta çekip (sünnetçiler gibi) Leman Kültür’e götürdüm.
98 şubatında bana tanınan şansı iyi kullandım ve leman gösterileri başladı.
2001 yılına kadar mütevazi bir biçimde (sürünerek yani) oyunumu devam ettirdim,bu inat bana ‘Star Televizyonu’ nun kapılarını açtı.
Korsan Tv’nin başarısı sayesinde az çok tanınan bir komedyen oldum.
Bu arada Tek kişilik Dev Kadro oyunu 850 küsür kez sahnelendi oyunun tüm metni,Korsan Tv
karakterlerinin tümü bana aittir.
Vizontele Tuuba,Nerdesin Firuze gibi projelerde ve bazı Tv dizilerinde Konuk oyuncu,
Kısık Ateşte 15 Dakika adlı filmde ise Başrol oyuncusu olarak beyaz perdede sizlere yansıdım.
Bir kaç reklam filminde ve son olarakta 3 sezon boyunca Avrupa Yakası dizisinde Volkan karakteriyle karşınıza çıktım.
Vanessa HessLer Biyografisi
Dünyanın en güzel yüzlü mankeni olarak tanınan İtalyan model Vanessa Hessler, KOM mayolarının defilesinde podyuma çıktı. İşte ünlü güzelin Türkiye görüşü….
Kom Mayo’nun defilesi için Türkiye’ye gelen Vanessa Hessler, olgunluğu ve mütevazı yaşam biçimiyle dikkat çekiyor. Sıradan bir yaşantı sürmeye gayret eden güzel model, ikinci kez geldiği Türkiye’yi çok sevdiğini ve yurt dışında anlatılandan çok farklı bir ülke olduğunu söylüyor.
‘Güzelliği ile İtalya podyumlarının aranan modellerinden Vanessa Hessler… Babası Amerikalı, annesi İtalyan olan ünlü model, henüz 18 yaşında olmasına rağmen top model olma yolunda hızla ilerliyor. Modelliğe 14.5 yaşında başlayan Vanessa Hessler, yaşına göre olgun ve mütevazı tavırlarıyla dikkat çekiyor. Türk mankenlerden çok daha popüler olmasına rağmen son derece sıradan bir hayat süren Vanessa, bir önceki erkek arkadaşının fırıncı olduğunu rahatlıkla söylüyor. Dün akşam Kom Mayo’nun Swissotel’de gerçekleşen ‘Bikininin 60′ıncı Yıl Dönümü’ defilesi için podyuma çıkan ünlü model ile defile öncesinde kariyerini ve hedeflerini konuştuk…
* Bu, Türkiye’ye ikinci gelişiniz. İlk geldiğinizde ne hissetmiştiniz? Şimdi ne hissediyorsunuz? İkinci gelişimde Türkiye bana çok daha tanıdık geldi. Daha rahat hissediyorum. Şimdi daha çok gezme fırsatım oldu İstanbul’u… Kapalıçarşı’yı gezdim. Mısır Çarşısı’na bayıldım. Bir sürü alışveriş yaptım. Çok sayıda çanta ve aksesuvar aldım. İtalya’da çok pahalı olan deri yastıklardan satın aldım.
* Geçen sene Türkiye’ye geldiğinizde reşit değildiniz. Bu sene 18 yaşına girdiniz. Artık özgürlüğünüze kavuştunuz mu? Geçen sene 17 yaşındaydım. Diskoteklere bile giremiyordum. Şimdi kendime ait bankomatım ve kredi kartım var.n Kendinizi top model olarak görüyor musunuz? Hayır görmüyorum. Bazı ülkelerde top model sayılabilirim. Ama tanınmadığım ülkeler de var. Bir top model olmam için bütün ülkelerde tanınıyor olmam lazım. Ama top model olmayı çok istiyorum.
* Bunun için özel hayatınızın da gösterişli olması gerekiyor. Bunu göze alır mısınız? Hiçbir zaman! Ben sıradan bir hayat yaşıyorum. Temizliğimi bile kendim yaparım. Ailemin yaşam tarzına göre yaşıyorum. Değişeceğimi zannetmiyorum. Ben metroya, otobüse binerim; arabam yok. İki erkek kardeşim ve babamla birlikte Roma’da yaşıyorum. Annem de diğer iki erkek kardeşimle birlikte Amerika’da yaşıyor.
KENDİME GÜVENSİZİM
* Dünyanın en güzel yüzüne sahip olduğunuz söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Ben kendimi pek güzel bulmuyorum. Kendime güvenim yok. Ama bu işi de yaptığıma göre güzelim demektir. En iyisi bu kararı başkaları versin.
* Erkek arkadaşınız var mı? Evet bir erkek arkadaşım var ama normal bir arkadaşım. Aramızda henüz cinsellik falan yok. Çok samimiyiz ama nişanlılık gibi bir bağlantımız da yok. İlişkimiz için sadece flört diyebiliriz.
* İtalya’da Totti, Vieri gibi çapkın futbolcular var ünlü mankenlerin peşinde koşan… Sizin de peşinizden koşuyorlar mı? Evet böyle bir sürü iğrenç insan tanıyorum İtalya’da. Bir futbolcu insan olarak iyiyse ancak arkadaşım olabilir. Ama diğer türlü benden uzak dursunlar. Zaten ben de onlardan uzak duruyorum. Ben böyle şeylere değer vermem. Mesela benim eski erkek arkadaşım bir fırıncıydı. Bana devamlı pizza yapıyordu, onun yüzünden kilo alıyordum.
Türkiye’yi çok seviyorum
* Türkiye’deki mankenler ‘kilo alırım’ korkusuyla yemek yemiyor. Blumia ve anoreksiya tehlikesi altındalar. Siz formunuzu nasıl koruyorsunuz? Çok hareketli bir hayatım var. Bütün gün TV karşısında oturup pizza yersem şişmanlarım. Ne çok az yiyorum, ne de çok fazla. Bu anoreksiya ve blumia çok kötü bir şey. İtalya’da da bu soruyu çok soruyorlar bana. Hiç yememek olmaz. Her şeyi yemek lazım. Ama evde bile hareket ediyorum devamlı. Temizlik yaparım, yer silerim.
* Sizce Türk erkekleri nasıl? Türkiye’ye gelmeden önce “Türkiye’deki erkekler sarışın kadın görünce çok feci yaparlar insanı” dediler. Bir ülkeyi anlamak için yaşamak lazım. Türkiye hakkında olumsuz şeyler söyleniyor ama gelince bunların doğru olmadığını görebiliyorsunuz. Ben Türkiye’yi çok seviyorum.
Kom Mayo’nun defilesi için Türkiye’ye gelen Vanessa Hessler, olgunluğu ve mütevazı yaşam biçimiyle dikkat çekiyor. Sıradan bir yaşantı sürmeye gayret eden güzel model, ikinci kez geldiği Türkiye’yi çok sevdiğini ve yurt dışında anlatılandan çok farklı bir ülke olduğunu söylüyor.
‘Güzelliği ile İtalya podyumlarının aranan modellerinden Vanessa Hessler… Babası Amerikalı, annesi İtalyan olan ünlü model, henüz 18 yaşında olmasına rağmen top model olma yolunda hızla ilerliyor. Modelliğe 14.5 yaşında başlayan Vanessa Hessler, yaşına göre olgun ve mütevazı tavırlarıyla dikkat çekiyor. Türk mankenlerden çok daha popüler olmasına rağmen son derece sıradan bir hayat süren Vanessa, bir önceki erkek arkadaşının fırıncı olduğunu rahatlıkla söylüyor. Dün akşam Kom Mayo’nun Swissotel’de gerçekleşen ‘Bikininin 60′ıncı Yıl Dönümü’ defilesi için podyuma çıkan ünlü model ile defile öncesinde kariyerini ve hedeflerini konuştuk…
* Bu, Türkiye’ye ikinci gelişiniz. İlk geldiğinizde ne hissetmiştiniz? Şimdi ne hissediyorsunuz? İkinci gelişimde Türkiye bana çok daha tanıdık geldi. Daha rahat hissediyorum. Şimdi daha çok gezme fırsatım oldu İstanbul’u… Kapalıçarşı’yı gezdim. Mısır Çarşısı’na bayıldım. Bir sürü alışveriş yaptım. Çok sayıda çanta ve aksesuvar aldım. İtalya’da çok pahalı olan deri yastıklardan satın aldım.
* Geçen sene Türkiye’ye geldiğinizde reşit değildiniz. Bu sene 18 yaşına girdiniz. Artık özgürlüğünüze kavuştunuz mu? Geçen sene 17 yaşındaydım. Diskoteklere bile giremiyordum. Şimdi kendime ait bankomatım ve kredi kartım var.n Kendinizi top model olarak görüyor musunuz? Hayır görmüyorum. Bazı ülkelerde top model sayılabilirim. Ama tanınmadığım ülkeler de var. Bir top model olmam için bütün ülkelerde tanınıyor olmam lazım. Ama top model olmayı çok istiyorum.
* Bunun için özel hayatınızın da gösterişli olması gerekiyor. Bunu göze alır mısınız? Hiçbir zaman! Ben sıradan bir hayat yaşıyorum. Temizliğimi bile kendim yaparım. Ailemin yaşam tarzına göre yaşıyorum. Değişeceğimi zannetmiyorum. Ben metroya, otobüse binerim; arabam yok. İki erkek kardeşim ve babamla birlikte Roma’da yaşıyorum. Annem de diğer iki erkek kardeşimle birlikte Amerika’da yaşıyor.
KENDİME GÜVENSİZİM
* Dünyanın en güzel yüzüne sahip olduğunuz söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Ben kendimi pek güzel bulmuyorum. Kendime güvenim yok. Ama bu işi de yaptığıma göre güzelim demektir. En iyisi bu kararı başkaları versin.
* Erkek arkadaşınız var mı? Evet bir erkek arkadaşım var ama normal bir arkadaşım. Aramızda henüz cinsellik falan yok. Çok samimiyiz ama nişanlılık gibi bir bağlantımız da yok. İlişkimiz için sadece flört diyebiliriz.
* İtalya’da Totti, Vieri gibi çapkın futbolcular var ünlü mankenlerin peşinde koşan… Sizin de peşinizden koşuyorlar mı? Evet böyle bir sürü iğrenç insan tanıyorum İtalya’da. Bir futbolcu insan olarak iyiyse ancak arkadaşım olabilir. Ama diğer türlü benden uzak dursunlar. Zaten ben de onlardan uzak duruyorum. Ben böyle şeylere değer vermem. Mesela benim eski erkek arkadaşım bir fırıncıydı. Bana devamlı pizza yapıyordu, onun yüzünden kilo alıyordum.
Türkiye’yi çok seviyorum
* Türkiye’deki mankenler ‘kilo alırım’ korkusuyla yemek yemiyor. Blumia ve anoreksiya tehlikesi altındalar. Siz formunuzu nasıl koruyorsunuz? Çok hareketli bir hayatım var. Bütün gün TV karşısında oturup pizza yersem şişmanlarım. Ne çok az yiyorum, ne de çok fazla. Bu anoreksiya ve blumia çok kötü bir şey. İtalya’da da bu soruyu çok soruyorlar bana. Hiç yememek olmaz. Her şeyi yemek lazım. Ama evde bile hareket ediyorum devamlı. Temizlik yaparım, yer silerim.
* Sizce Türk erkekleri nasıl? Türkiye’ye gelmeden önce “Türkiye’deki erkekler sarışın kadın görünce çok feci yaparlar insanı” dediler. Bir ülkeyi anlamak için yaşamak lazım. Türkiye hakkında olumsuz şeyler söyleniyor ama gelince bunların doğru olmadığını görebiliyorsunuz. Ben Türkiye’yi çok seviyorum.
28 Kasım 2008 Cuma
Mustafa Kemal Atatürk Biyografisi
1.CUMHURBAŞKANI
GÖREV SÜRESi 29 EKİM 1923
10 KASIM 1938
1881 yılında Selanik'te doğdu. İlk öğrenimini ve askerî öğrenci olarak orta öğreniminin bir kısmını Selanik'te yaptı. Manastır Askerî Lisesi'ni bitirdi.1902 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1905 yılında Harp Akademisi'nden mezun oldu.Orduda çeşitli vazifeler aldı. 1913 yılında Sofya'da Ataşe Militer olarak bulundu.
Birinci Dünya Harbi sırasında, Çanakkale Muharebelerinde, Tümen Komutanı olarak görev yapıı. 1916 yılından itibaren, Doğu ve Güney cephelerinde Kolordu ve Ordu Komutanlığı yaptı. Bitlis ve Muş'u düşman işgalinden kurtaran kuvvetlerin başındaydı. Filistin ve Suriye cephelerinde görev aldı.
Mondros Mütarekesi'nden sonra Sevr Anlaşması hükümlerine dayanılarak ülkenin yabancılar tarafından işgali üzerine, son Osmanlı padişahı Vahdettin Han tarafından Anadolu'ya gönderildi.19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak Türk millî mücadelesini başlattı.Amasya Genelgesi, Sivas ve Erzurum Kongrelerini topladı. Askerî görevlerinden istifa ederek 23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni topladı. Meclis Başkanı seçildi.5 Ağustos 1921'de Başkomutanlık görevini üstlenerek Anadolu'nun Yunan işgalinden kurtarılması için mücadeleye devam etti. Sakarya Meydan Savaşı'nı kazandı. 19 Eylül 1921'de Meclis tarafından kendisine Mareşal ve geleneksel Gazi ünvanı verildi.
26 Ağustos 1922'de işgalci Yunan kuvvetlerine karşı Büyük Taarruz'u başlattı. Beş gün sonra 30 Ağustos 1922'de de Başkomutanlık Meydan Savaşı' nı kazanıldı.Lozan Barış Konferansı'ndan sonra, 11 Ağustos 1923'de toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yeniden Başkan olarak seçildi. 9 Eylül 1923'de kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanlığı' na seçildi.
29 Ekim 1923'de Cumhuriyet'in ilân edildiği gün, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Dört dönem üst üste seçildi.10 Kasım 1938'de öldü.
xxxxxxxxxxx
English Biography
ATATURK
Mustafa Kemal Atatürk was born in Salonika in 1881. His father is Ali Rıza Effendi, his mother is Zübeyde Hanim. Ali Rıza Effendi was from the local people of Salonika. His early grandfathers had settled down in Serez leaving Vidin, and went to Salonika from there. Ali Rıza Effendi, worked as a customs officer in the beginning of his life, and then left working as an officer and was engaged in timber trade.
Ataturk’s mother, Zubeyde Hanim was from an old Turkish family settled down in a town named Langaza near Salonika. This family was one of the yoruks passed from Anatolia to Rumeli and were known as 'Varyemezoğulları'. This family had big farms in Langaza and they were engaged in both farming and animal husbandry. Upon Ali Rıza Effendi’s death in his fifty in 1888, who married Zubeyde Hanim in 1871, the duty of growing and bringing up little Mustafa was left to Zubeyde Hanim. Little Mustafa, obeying his mother, went to the quarter school of Hafiz Mehmet Effendi for his primary education. But, in a short period of time, he passed to Şemsi Effendi School in Salonika upon his father’s will, and completed the school there. His father died while he was studying in this school. At this time, he had two sisters younger than him whose names were Makbule and Naciye.
When their father died, little Mustafa was seven years old, and Makbule had just completed her first age; Naciye was 40 days old. This youngest sister died in Salonika in her youth. Upon Ali Rıza Effendi’s death, Zubeyde Hanim settled down in Huseyin Effendi’s house, who worked as a steward in Rapla farm near Salonika. The education of little Mustafa was willy-nilly hampered because of farm life. However, after a short period of time, he turned back to Salonika and went on his education from where he left in his aunt’s house.
Little Mustafa went for a period of time to Salonika Civil Service Secondary School after Şemsi Effendi Primary School, but he left this school and applied to Military Secondary school in 1893 with his own decision and carried on his education there.
He went to his uncle Huseyin Effendi’s farm in summers and stayed there until it is the school time. Mustafa really loved this school. He showed himself among his friends in a short time with his intelligence and superior skills and made his teachers like him.
Kaynak: www.ozturkler.com
ESERLERİ
Atatürk'ün Özel Mektupları
Mustafa Kemal Atatürk
Kaynak Yayınları / Siyasal Tarih ve Türkiye Dizisi
"Atatürk'ün Özel Mektupları", ilk kez Sadi Borak tarafından derlenmiştir. 1961 yılında ilk basımı yapılan eser, kısa sürede tükenmiş, 1970'te ikinci ve 1980'de üçüncü basımı yapılmıştır. İlk basımı 42, ikinci basımı ise 80 mektubu kapsayan eser, üçüncü ve elinizdeki dördüncü basımında 157 mektubu içermektedir.
Atatürk'ün bu mektupları, yaşadığı dönemin ve içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal olayların birer aynası gibidir. Ayrıca Atatürk'ü tüm yanlarıyla bu mektuplarda bulmak da mümkündür: Sevgileri, tutkuları, hatta kıskançlıklarıyla... Mektuplar, tarihimiz ve Atatürk'ün biyografisiyle ilgili birçok materyali de içermektedir. Bu eserde yer alan mektuplar, öyküleriyle birlikte birçok olayı aydınlığa kavuşturmaktadır. Yakın tarihimizin kimi olayları belge ve bilgi yetersizliği nedeniyle tarihimize yanlış olarak yansımıştır. Kimi olaylar da aynı nedenle birtakım gerçek dışı varsayımlar üzerine kurulmuştur. Bunlar arasında kasıtlı olarak saptırılan olaylar da vardır: Fevzi Çakmak'ın Anadolu'ya geçişi, Sovyet yöneticileriyle yazışmalar, Ardahan Milletvekili Hilmi ve Ali Galip olayları vs...
"Atatürk'ün Özel Mektupları", yakın tarihimizin bilinmeyen ya da az bilinen kimi olaylarını açıklığa kavuşturmuş olması bakımından her zaman başvurulması gereken kaynak bir yapıt niteliğindedir.
Atatürk Konuşuyor
"Nutuk Öncesi"
Mahmut Soydan, Falih Rıfkı Atay
Tekin Yayınevi
Bu kitap için anılarını kağıda döken Falih Rıfkı Atay ve Mahmut Soydan'a Atatürk'ün özel demeci "Benim anlattıklarım ve anlattıklarımı değerlendirmek için size verdiğim
belgeler okunduktan sonra, bütün Türk milletini, özellikle Türk aydınlarını vicdan ve fikir hesaplaşmasına çağırmak isterim. "Anılar" diye size anlattığı bu hikayelerin, zamanımıza kadar birtakım Devlet büyüklerinin anılarını yayımlamak sevdasına benzer bir eğilimden doğmuş olduğunu sanmayınız. Eğer ben, bu gerçekleri size söylüyorsam ve milletimize
ulaştırıyorsam, elbette bundan, büsbütün başka bir amacım vardır. Bu amaç ne olabilir?... Bunu burada açıklayamam. Fakat benim tasarladıklarımı, düşüncelerimi içtenlikle ulaştıran bu yazılar okunduktan sonra, kuşku duymam ki milletim, kendi kendine durumu öğrenecek, değerlendirebilmek için gerekli belgelere sahip olacaktır.
Dediklerimi, olaylar eylemlerle kanıtlamamış olsaydı, bu sözlerimin kapsadığı gerçeği -güç anlaşılabilir düşüncesiyle-, bir zaman daha yayımlamakta ağır
davranmaya belki gerek görürdüm."
HAKKINDA YAZILANLAR
Atatürk'ten Anılar
Kemal Arıburnu
İnkılap Kitabevi / Atatürk İle İlgili Kitaplar
Atatürk'ün düşüncelerini ve kişiliğini ortaya koymak ve değişik yönleriyle anlatmak çabasını güderken, çok dar bir çerçeve içinde de olsa, O'nu anlatanların da bu ortam içindeki yerlerine ve kişiliklerine de değinmiş bulunuyorum.Her anı ve izlenimin büyük bir değeri vardır. Uzun ve görkemli bir dönemin güçlü komutanları, tarihçileri, şairleri, yazarları, romancıları, müzisyenleri ve halk ozanları hep O'nu anlatmaya, ressamları O'nu çizmeye, heykeltraşları O'nu yontmaya çalışmışlardır. Bu anlatılanlar, hep gönüldeki Atatürk'tür. O'nu
gönüllerinde duymayanlar, davasına baş koymayanlar, başlarını omuzlarının üzerinde bir yük gibi taşıyanlar O'nu anlatamazlardı ki...
Anılarla Mustafa Kemal Atatürk
İsmet Kür
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Atatürk Dizisi
İsmet Kür, "Yazın bir bütündür... Diyelim ki, bir ulu ağaçtır. Bu ağacın her dalında ürün vermiş olmaktan mutluyum." diyor. Yayınlanmış 17 kitabı ve bunların arasında 9 baskı yapmış olanları var. Yazarımızın kitapları, -hatta günlük gazetelerde yayınlanmı kimi makaleleri, köşe yazıları bile- daima ses getirmiştir. Yazılanların tümünde vurgulanan, İsmet Kür'ün kendine özgü sürükleyici, rahat yazış biçimi; alışılagelmişten biraz farklı, hatasız, ustaca kullandığı dil olmuştur. Psikolojik irdelemelerindeki etkileme gücü de, yazılarının, üstünde durulan başka bir özelliğidir.
Atatürk'ten Anılar
Kazım Özalp, Teoman Özalp
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Atatürk Dizisi ...
1930'lu yıllarda çocuk yaşlarında olan, bugünün belirli yaş düzeyinin üzerindeki akranlarımdan bir kısmı, Atatürk'ü, bir kez uzaktan dahi görmüş olmayı, haklı olarak büyük bir mutluluk saymaktadırlar. Ben bu yönden gerçekten çok şanslı bir insanım. Babamın ona yakınlığı nedeniyle çok kereler Atatürk'le beraber olabilmek şansına eriştim. Bu ülkede yaşayan herkes, eğer Atatürk ile ilgili bir anısı varsa, bunu milletine mal etmeyi bir görev saymalıdır. Bu nedenle, her ne kadar çocuk yaşlarımdaki anılar da olsa, bazıları, büyük dersler alınacak değerdedir. Anılarımı bu kitap içerisinde ikinci bölüm olarak yayınlamayı mutlu bir fırsat sayıyorum. Ailemizin elinde bulunan ve bazıları bugüne kadar hiç yayınlanmamış olan fotoğrafların, bu yayına bir katkı sağladığı inancındayım. Kitabın birinci bölümünü oluşturan babamın anılarında, kendi yazdıklarına aynen sadık kalınmış, ancak o devirde kullanılmakta olan Arapça kelimelerin bazıları, gençlerin daha iyi anlayabilmeleri için, bugün kullanmakta olduğumuz şekilde Türkçeleştirilmiştir. Belirli bir tarihten sonraki anılarda, soyadları ve kullanılmaya başlanmış bulunan yeni kelimeler kullanılmıştır...
Atatürk'ün Avrasya Devleti
İsmet Bozdağ
Tekin Yayınevi
Atatürk'ün gözünde Milli Misak'ın anlamı nedir? Milli Mücadele'de, Sovyetlerden, ne zaman ve ne kadar yardım aldık? İran'a 1923 yılında Uçak armağan ettik mi? Neden?...
Enflasyonun yüzde 250'lerde olduğu 1924 yılında 100.000 altın harcayarak: "Türkiyat Enstitüsü" kurduk, "Etnografya Müzesi"nin temellerini attık mı?..
Niçin?.. Dil Kurumu, Tarih Kurumu'nun kurulmasında gözetilen hedef nedir? Bu Hedef'den Kim ve niçin saptı?.. Atatürk ve İnönü hangi fikirde çatıştılar?.. Kim haklı idi?..
Atatürk, İnönü'nün çocuklarına okumalarını sağlamak için mirasından pay ayırdı mı?.. Niçin?.. Atatürk'ün "Siyasi Vasiyeti" var mı?.. Neydi ve uygulanmasını kim önledi?..
Atatürk, kimin Cumhurbaşkanı olmasını istiyordu? Kim oldu?.. Bütün bu soruların cevapları, bu kitapta!
Atatürk'ün Fikir Sofrası
İsmet Bozdağ
Tekin Yayınevi
Atatürk'ün akşam sofralarına çok ilişildi; "Yaran sofrası" denildi; "Malum Zevat Sofrası" denildi; hatta "Sarhoş Sofrası" diyenler bile oldu. Bu kitap, Atatürk'ün akşam sofralarının gerçeğini, en sağlam kaynaklardan soruşturarak, onların verdiği bilgilerle yazılmıştır. Atatürk'ün en yakınlarından alınan her bilgi, aynı olayın görgü tanıkları ile pekiştirilmiş, hafıza yanlışları düzeltilmiş ve gerçeğe en yakın biçime dönüştürülmüştür.
Atatürk sofralarını en iyi anlatan söz, yine Atatürk'ün sözüdür: "Hükümet Uyandı; Hadi Biz Artık Yatalım!"
Atatürk ve Pietro Canonica
Semavi Eyice
Eren Yayıncılık
Mustafa Kemal ve Corinne Lütfü
Bir Dostluğun Öyküsü
Melda Özverim
Milliyet Yayınları
"Çarşamba akşamı, sizinle geçirdiğim günün tatlı hatırasıyla İstanbul'dan ayrıldım. Beni sizden uzaklaştıran tren tahmin ettiğim gibi 18.30'da değil 17.20'de hareket etti."
"Şu anda Hotel Bulgarie'deyim fakat bu otelden menun değilim, yarın değiştirmeyi düşünüyorum."
"Ertesi gün şehirde kısa bir tur yaptım. Ekseriya sefarethanede, büromdayım ve çalışıyorum. Fethi Bey'de başka bir şey yapmıyor."
"İşte Arıburnu'nda İngilizlerle savaştayım. Düşmanın esaslı kuvvetini ezdim. Geri kalanı cesur kıtalarım tarafından sahile, donanmanın himaye ettiği bir noktaya sürüldü."
Sınıf Arkadaşım Atatürk
Okul ve Genç Subaylık Anıları
Ali Fuat Cebesoy
İnlilap Kitabevi / Atatürk İle İlgili Kitaplar
Mustafa Kemal'i altmış yıl önce bir cuma akşamı tanımıştım. Harp Okulu'nda ve Harp Akademesi'nde sınıf arkadaşımdı. 1905 yılı başlarında birer Kurmay Yüzbaşı olarak şanlı Türk Ordu'suna katıldık. Önce Suriye'de Beşinci, sonra da Makedonya'da Üçüncü Ordu'larda kurmay stajlarımızı birlikte yaptık. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nde aynı safta bulunduk. Mücadelelerimiz ortaktı. Hürriyet hareketlerinde de birlikte çalıştık.Bu kitap, okul ve genç subaylık hayatımızın anılarını içine almaktadır. -Ali Fuat Cebesoy-
Gazi ve Latife
İsmet Bozdağ
Tekin Yayınevi
Atatürk, "Gazi Mustafa Kemal" günlerinde, İzmir'de bir genç kızla tanıştı ve evlendi. 2 yıl, 6 ay, 4 gün birlikte yaşadılar. 25 Ağustos 1925 günü, Latife Hanım: "Latife Gazi Mustafa Kemal" olarak çıktığı İzmir'den; sadece "Latife" olarak yine İzmir'e dönüyordu.
Nasıl tanıştılar, nasıl yaşadılar, niçin ayrıldtılar?
Bu konuyu çok insan yazmaya heveslendi. Başaramadılar. Çünkü Latife Hanım: "Özel hayatımdır, yayınlayamazsınız" diye girişimleri, mahkeme kararı ile durduruyordu. Biz, bütün kaynakları kullanarak bu kitabı yazdık ve Hürriyet Gazetesinde yayınladık. Latife Uşaklıgil yayını durdurma girişiminde bulundu: "Biz, sizin hayatınızı değil, Atatürk'ün evlilik hikayesini yazdık ve yayınladık" savunusu ile yayını sürdürdük ve bu yayın -kitap olarak- bugün elinizdedir.Bu kitabın bir başka özelliği daha var.
Kitap, Atatürk'ün bütün özelliklerini: Tutalım, sigara içerken, ne zaman halka yaptığını, ne zaman yapmadığını; yatağına pijama ile mi, gecelikle mi girdiğine varıncaya kadar titiz bir gerçekçilikle saptanmış ve işlenmiştir.Bu kitapta: İnsan Mustafa Kemal var.
Yaveri Atatürk’ü Anlatıyor
Salih Bozok
Doğan Kitapcılık İstanbul 2001
"Atatürk'le birlikte yaptığım seyahetlere dair bazı defterde notlarım olduğu gibi, Atatürk'ün bana gönderdiği çok kıymetli mektupları vardır. Bunları neşretmek için benden satın almak isteyenler olmuştur, fakat Atatürk buna müsaade etmedi ve 'Bunları biz öldükten sonra neşretmek üzere çocuklarına miras bırak' dedi. Ben de onun için hepsini muhafaza ederek size miras bıraktım".
İşte Salih Bozok'un bu mirası, ölümünün 60. yıldönümünde oğlu Muzaffer Bozok tarafından yayımlıyor.
Esir aldığı Trikopis'e Napolyon'u örnek gösteren...
İzmirde kendisine diklenen İngiliz konsolosu odasından kovan...
Annesinin mezarının başında ulusal egemenlik yemini eden bir Mustafa Kemal bulacaksınız.
Tabiî Latife Hanım'la evlenmelerinin ve boşanmalarının öyküsü,
İnönü ile küslüklerinin içyüzünü, sofrada kopan kimi kavgaların ilginç ayrıntılarını ve Atatürk'ün hastalığının perde arkasını da...
Cumhurbaşkanı Gazi M. Kemal Paşa'nın Sonbahar Gezileri
Nuri Onat
Çağdaş Yayınları / Tarih-Anı-Gezi-Olay Dizisi
Devrim tarihimizdeki yeri çok önemli bir kitap bu. O yılların ünlü deyimi ile "Gazi" Mustafa Kemal Paşa'nın 1924 güzünde, uzun süren bir yurt gezisindeki söyleşileri, demeçleri ve söylevleri yanında, geziden izlenimler, içten coşkulu, sevgi dolu karşılama ve uğurlamalar, vurucu bir dille anlatılmış...
Hümanist Atatürk
Hamdi Ülkümen
Çağdaş Yayınları
İster günümüzde yaşasın ister tarihte yaşamış olsun, insanın sevdiği, saygı duyduğu, onu her anımsayışta heyecanlanıp mutlu olduğu insanlar vardır. Hamdi Ülkümen için Atatürk işte o büyük insandı. ... Yunus Nadi'nin de yakın dostuydu. Birlikte çalışmışlardır. Hamdi Ülkümen'in bir devrim lisesi açması üzerine, onun eğitimciliği ve okulculuğu üzerine Yunus Nadi'nin Cumhuriyet'e yazdığı bir başyazıyı da bu kitapçığın sonunda bulacaksınız.
GÖREV SÜRESi 29 EKİM 1923
10 KASIM 1938
1881 yılında Selanik'te doğdu. İlk öğrenimini ve askerî öğrenci olarak orta öğreniminin bir kısmını Selanik'te yaptı. Manastır Askerî Lisesi'ni bitirdi.1902 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1905 yılında Harp Akademisi'nden mezun oldu.Orduda çeşitli vazifeler aldı. 1913 yılında Sofya'da Ataşe Militer olarak bulundu.
Birinci Dünya Harbi sırasında, Çanakkale Muharebelerinde, Tümen Komutanı olarak görev yapıı. 1916 yılından itibaren, Doğu ve Güney cephelerinde Kolordu ve Ordu Komutanlığı yaptı. Bitlis ve Muş'u düşman işgalinden kurtaran kuvvetlerin başındaydı. Filistin ve Suriye cephelerinde görev aldı.
Mondros Mütarekesi'nden sonra Sevr Anlaşması hükümlerine dayanılarak ülkenin yabancılar tarafından işgali üzerine, son Osmanlı padişahı Vahdettin Han tarafından Anadolu'ya gönderildi.19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak Türk millî mücadelesini başlattı.Amasya Genelgesi, Sivas ve Erzurum Kongrelerini topladı. Askerî görevlerinden istifa ederek 23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni topladı. Meclis Başkanı seçildi.5 Ağustos 1921'de Başkomutanlık görevini üstlenerek Anadolu'nun Yunan işgalinden kurtarılması için mücadeleye devam etti. Sakarya Meydan Savaşı'nı kazandı. 19 Eylül 1921'de Meclis tarafından kendisine Mareşal ve geleneksel Gazi ünvanı verildi.
26 Ağustos 1922'de işgalci Yunan kuvvetlerine karşı Büyük Taarruz'u başlattı. Beş gün sonra 30 Ağustos 1922'de de Başkomutanlık Meydan Savaşı' nı kazanıldı.Lozan Barış Konferansı'ndan sonra, 11 Ağustos 1923'de toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yeniden Başkan olarak seçildi. 9 Eylül 1923'de kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanlığı' na seçildi.
29 Ekim 1923'de Cumhuriyet'in ilân edildiği gün, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Dört dönem üst üste seçildi.10 Kasım 1938'de öldü.
xxxxxxxxxxx
English Biography
ATATURK
Mustafa Kemal Atatürk was born in Salonika in 1881. His father is Ali Rıza Effendi, his mother is Zübeyde Hanim. Ali Rıza Effendi was from the local people of Salonika. His early grandfathers had settled down in Serez leaving Vidin, and went to Salonika from there. Ali Rıza Effendi, worked as a customs officer in the beginning of his life, and then left working as an officer and was engaged in timber trade.
Ataturk’s mother, Zubeyde Hanim was from an old Turkish family settled down in a town named Langaza near Salonika. This family was one of the yoruks passed from Anatolia to Rumeli and were known as 'Varyemezoğulları'. This family had big farms in Langaza and they were engaged in both farming and animal husbandry. Upon Ali Rıza Effendi’s death in his fifty in 1888, who married Zubeyde Hanim in 1871, the duty of growing and bringing up little Mustafa was left to Zubeyde Hanim. Little Mustafa, obeying his mother, went to the quarter school of Hafiz Mehmet Effendi for his primary education. But, in a short period of time, he passed to Şemsi Effendi School in Salonika upon his father’s will, and completed the school there. His father died while he was studying in this school. At this time, he had two sisters younger than him whose names were Makbule and Naciye.
When their father died, little Mustafa was seven years old, and Makbule had just completed her first age; Naciye was 40 days old. This youngest sister died in Salonika in her youth. Upon Ali Rıza Effendi’s death, Zubeyde Hanim settled down in Huseyin Effendi’s house, who worked as a steward in Rapla farm near Salonika. The education of little Mustafa was willy-nilly hampered because of farm life. However, after a short period of time, he turned back to Salonika and went on his education from where he left in his aunt’s house.
Little Mustafa went for a period of time to Salonika Civil Service Secondary School after Şemsi Effendi Primary School, but he left this school and applied to Military Secondary school in 1893 with his own decision and carried on his education there.
He went to his uncle Huseyin Effendi’s farm in summers and stayed there until it is the school time. Mustafa really loved this school. He showed himself among his friends in a short time with his intelligence and superior skills and made his teachers like him.
Kaynak: www.ozturkler.com
ESERLERİ
Atatürk'ün Özel Mektupları
Mustafa Kemal Atatürk
Kaynak Yayınları / Siyasal Tarih ve Türkiye Dizisi
"Atatürk'ün Özel Mektupları", ilk kez Sadi Borak tarafından derlenmiştir. 1961 yılında ilk basımı yapılan eser, kısa sürede tükenmiş, 1970'te ikinci ve 1980'de üçüncü basımı yapılmıştır. İlk basımı 42, ikinci basımı ise 80 mektubu kapsayan eser, üçüncü ve elinizdeki dördüncü basımında 157 mektubu içermektedir.
Atatürk'ün bu mektupları, yaşadığı dönemin ve içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal olayların birer aynası gibidir. Ayrıca Atatürk'ü tüm yanlarıyla bu mektuplarda bulmak da mümkündür: Sevgileri, tutkuları, hatta kıskançlıklarıyla... Mektuplar, tarihimiz ve Atatürk'ün biyografisiyle ilgili birçok materyali de içermektedir. Bu eserde yer alan mektuplar, öyküleriyle birlikte birçok olayı aydınlığa kavuşturmaktadır. Yakın tarihimizin kimi olayları belge ve bilgi yetersizliği nedeniyle tarihimize yanlış olarak yansımıştır. Kimi olaylar da aynı nedenle birtakım gerçek dışı varsayımlar üzerine kurulmuştur. Bunlar arasında kasıtlı olarak saptırılan olaylar da vardır: Fevzi Çakmak'ın Anadolu'ya geçişi, Sovyet yöneticileriyle yazışmalar, Ardahan Milletvekili Hilmi ve Ali Galip olayları vs...
"Atatürk'ün Özel Mektupları", yakın tarihimizin bilinmeyen ya da az bilinen kimi olaylarını açıklığa kavuşturmuş olması bakımından her zaman başvurulması gereken kaynak bir yapıt niteliğindedir.
Atatürk Konuşuyor
"Nutuk Öncesi"
Mahmut Soydan, Falih Rıfkı Atay
Tekin Yayınevi
Bu kitap için anılarını kağıda döken Falih Rıfkı Atay ve Mahmut Soydan'a Atatürk'ün özel demeci "Benim anlattıklarım ve anlattıklarımı değerlendirmek için size verdiğim
belgeler okunduktan sonra, bütün Türk milletini, özellikle Türk aydınlarını vicdan ve fikir hesaplaşmasına çağırmak isterim. "Anılar" diye size anlattığı bu hikayelerin, zamanımıza kadar birtakım Devlet büyüklerinin anılarını yayımlamak sevdasına benzer bir eğilimden doğmuş olduğunu sanmayınız. Eğer ben, bu gerçekleri size söylüyorsam ve milletimize
ulaştırıyorsam, elbette bundan, büsbütün başka bir amacım vardır. Bu amaç ne olabilir?... Bunu burada açıklayamam. Fakat benim tasarladıklarımı, düşüncelerimi içtenlikle ulaştıran bu yazılar okunduktan sonra, kuşku duymam ki milletim, kendi kendine durumu öğrenecek, değerlendirebilmek için gerekli belgelere sahip olacaktır.
Dediklerimi, olaylar eylemlerle kanıtlamamış olsaydı, bu sözlerimin kapsadığı gerçeği -güç anlaşılabilir düşüncesiyle-, bir zaman daha yayımlamakta ağır
davranmaya belki gerek görürdüm."
HAKKINDA YAZILANLAR
Atatürk'ten Anılar
Kemal Arıburnu
İnkılap Kitabevi / Atatürk İle İlgili Kitaplar
Atatürk'ün düşüncelerini ve kişiliğini ortaya koymak ve değişik yönleriyle anlatmak çabasını güderken, çok dar bir çerçeve içinde de olsa, O'nu anlatanların da bu ortam içindeki yerlerine ve kişiliklerine de değinmiş bulunuyorum.Her anı ve izlenimin büyük bir değeri vardır. Uzun ve görkemli bir dönemin güçlü komutanları, tarihçileri, şairleri, yazarları, romancıları, müzisyenleri ve halk ozanları hep O'nu anlatmaya, ressamları O'nu çizmeye, heykeltraşları O'nu yontmaya çalışmışlardır. Bu anlatılanlar, hep gönüldeki Atatürk'tür. O'nu
gönüllerinde duymayanlar, davasına baş koymayanlar, başlarını omuzlarının üzerinde bir yük gibi taşıyanlar O'nu anlatamazlardı ki...
Anılarla Mustafa Kemal Atatürk
İsmet Kür
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Atatürk Dizisi
İsmet Kür, "Yazın bir bütündür... Diyelim ki, bir ulu ağaçtır. Bu ağacın her dalında ürün vermiş olmaktan mutluyum." diyor. Yayınlanmış 17 kitabı ve bunların arasında 9 baskı yapmış olanları var. Yazarımızın kitapları, -hatta günlük gazetelerde yayınlanmı kimi makaleleri, köşe yazıları bile- daima ses getirmiştir. Yazılanların tümünde vurgulanan, İsmet Kür'ün kendine özgü sürükleyici, rahat yazış biçimi; alışılagelmişten biraz farklı, hatasız, ustaca kullandığı dil olmuştur. Psikolojik irdelemelerindeki etkileme gücü de, yazılarının, üstünde durulan başka bir özelliğidir.
Atatürk'ten Anılar
Kazım Özalp, Teoman Özalp
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Atatürk Dizisi ...
1930'lu yıllarda çocuk yaşlarında olan, bugünün belirli yaş düzeyinin üzerindeki akranlarımdan bir kısmı, Atatürk'ü, bir kez uzaktan dahi görmüş olmayı, haklı olarak büyük bir mutluluk saymaktadırlar. Ben bu yönden gerçekten çok şanslı bir insanım. Babamın ona yakınlığı nedeniyle çok kereler Atatürk'le beraber olabilmek şansına eriştim. Bu ülkede yaşayan herkes, eğer Atatürk ile ilgili bir anısı varsa, bunu milletine mal etmeyi bir görev saymalıdır. Bu nedenle, her ne kadar çocuk yaşlarımdaki anılar da olsa, bazıları, büyük dersler alınacak değerdedir. Anılarımı bu kitap içerisinde ikinci bölüm olarak yayınlamayı mutlu bir fırsat sayıyorum. Ailemizin elinde bulunan ve bazıları bugüne kadar hiç yayınlanmamış olan fotoğrafların, bu yayına bir katkı sağladığı inancındayım. Kitabın birinci bölümünü oluşturan babamın anılarında, kendi yazdıklarına aynen sadık kalınmış, ancak o devirde kullanılmakta olan Arapça kelimelerin bazıları, gençlerin daha iyi anlayabilmeleri için, bugün kullanmakta olduğumuz şekilde Türkçeleştirilmiştir. Belirli bir tarihten sonraki anılarda, soyadları ve kullanılmaya başlanmış bulunan yeni kelimeler kullanılmıştır...
Atatürk'ün Avrasya Devleti
İsmet Bozdağ
Tekin Yayınevi
Atatürk'ün gözünde Milli Misak'ın anlamı nedir? Milli Mücadele'de, Sovyetlerden, ne zaman ve ne kadar yardım aldık? İran'a 1923 yılında Uçak armağan ettik mi? Neden?...
Enflasyonun yüzde 250'lerde olduğu 1924 yılında 100.000 altın harcayarak: "Türkiyat Enstitüsü" kurduk, "Etnografya Müzesi"nin temellerini attık mı?..
Niçin?.. Dil Kurumu, Tarih Kurumu'nun kurulmasında gözetilen hedef nedir? Bu Hedef'den Kim ve niçin saptı?.. Atatürk ve İnönü hangi fikirde çatıştılar?.. Kim haklı idi?..
Atatürk, İnönü'nün çocuklarına okumalarını sağlamak için mirasından pay ayırdı mı?.. Niçin?.. Atatürk'ün "Siyasi Vasiyeti" var mı?.. Neydi ve uygulanmasını kim önledi?..
Atatürk, kimin Cumhurbaşkanı olmasını istiyordu? Kim oldu?.. Bütün bu soruların cevapları, bu kitapta!
Atatürk'ün Fikir Sofrası
İsmet Bozdağ
Tekin Yayınevi
Atatürk'ün akşam sofralarına çok ilişildi; "Yaran sofrası" denildi; "Malum Zevat Sofrası" denildi; hatta "Sarhoş Sofrası" diyenler bile oldu. Bu kitap, Atatürk'ün akşam sofralarının gerçeğini, en sağlam kaynaklardan soruşturarak, onların verdiği bilgilerle yazılmıştır. Atatürk'ün en yakınlarından alınan her bilgi, aynı olayın görgü tanıkları ile pekiştirilmiş, hafıza yanlışları düzeltilmiş ve gerçeğe en yakın biçime dönüştürülmüştür.
Atatürk sofralarını en iyi anlatan söz, yine Atatürk'ün sözüdür: "Hükümet Uyandı; Hadi Biz Artık Yatalım!"
Atatürk ve Pietro Canonica
Semavi Eyice
Eren Yayıncılık
Mustafa Kemal ve Corinne Lütfü
Bir Dostluğun Öyküsü
Melda Özverim
Milliyet Yayınları
"Çarşamba akşamı, sizinle geçirdiğim günün tatlı hatırasıyla İstanbul'dan ayrıldım. Beni sizden uzaklaştıran tren tahmin ettiğim gibi 18.30'da değil 17.20'de hareket etti."
"Şu anda Hotel Bulgarie'deyim fakat bu otelden menun değilim, yarın değiştirmeyi düşünüyorum."
"Ertesi gün şehirde kısa bir tur yaptım. Ekseriya sefarethanede, büromdayım ve çalışıyorum. Fethi Bey'de başka bir şey yapmıyor."
"İşte Arıburnu'nda İngilizlerle savaştayım. Düşmanın esaslı kuvvetini ezdim. Geri kalanı cesur kıtalarım tarafından sahile, donanmanın himaye ettiği bir noktaya sürüldü."
Sınıf Arkadaşım Atatürk
Okul ve Genç Subaylık Anıları
Ali Fuat Cebesoy
İnlilap Kitabevi / Atatürk İle İlgili Kitaplar
Mustafa Kemal'i altmış yıl önce bir cuma akşamı tanımıştım. Harp Okulu'nda ve Harp Akademesi'nde sınıf arkadaşımdı. 1905 yılı başlarında birer Kurmay Yüzbaşı olarak şanlı Türk Ordu'suna katıldık. Önce Suriye'de Beşinci, sonra da Makedonya'da Üçüncü Ordu'larda kurmay stajlarımızı birlikte yaptık. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nde aynı safta bulunduk. Mücadelelerimiz ortaktı. Hürriyet hareketlerinde de birlikte çalıştık.Bu kitap, okul ve genç subaylık hayatımızın anılarını içine almaktadır. -Ali Fuat Cebesoy-
Gazi ve Latife
İsmet Bozdağ
Tekin Yayınevi
Atatürk, "Gazi Mustafa Kemal" günlerinde, İzmir'de bir genç kızla tanıştı ve evlendi. 2 yıl, 6 ay, 4 gün birlikte yaşadılar. 25 Ağustos 1925 günü, Latife Hanım: "Latife Gazi Mustafa Kemal" olarak çıktığı İzmir'den; sadece "Latife" olarak yine İzmir'e dönüyordu.
Nasıl tanıştılar, nasıl yaşadılar, niçin ayrıldtılar?
Bu konuyu çok insan yazmaya heveslendi. Başaramadılar. Çünkü Latife Hanım: "Özel hayatımdır, yayınlayamazsınız" diye girişimleri, mahkeme kararı ile durduruyordu. Biz, bütün kaynakları kullanarak bu kitabı yazdık ve Hürriyet Gazetesinde yayınladık. Latife Uşaklıgil yayını durdurma girişiminde bulundu: "Biz, sizin hayatınızı değil, Atatürk'ün evlilik hikayesini yazdık ve yayınladık" savunusu ile yayını sürdürdük ve bu yayın -kitap olarak- bugün elinizdedir.Bu kitabın bir başka özelliği daha var.
Kitap, Atatürk'ün bütün özelliklerini: Tutalım, sigara içerken, ne zaman halka yaptığını, ne zaman yapmadığını; yatağına pijama ile mi, gecelikle mi girdiğine varıncaya kadar titiz bir gerçekçilikle saptanmış ve işlenmiştir.Bu kitapta: İnsan Mustafa Kemal var.
Yaveri Atatürk’ü Anlatıyor
Salih Bozok
Doğan Kitapcılık İstanbul 2001
"Atatürk'le birlikte yaptığım seyahetlere dair bazı defterde notlarım olduğu gibi, Atatürk'ün bana gönderdiği çok kıymetli mektupları vardır. Bunları neşretmek için benden satın almak isteyenler olmuştur, fakat Atatürk buna müsaade etmedi ve 'Bunları biz öldükten sonra neşretmek üzere çocuklarına miras bırak' dedi. Ben de onun için hepsini muhafaza ederek size miras bıraktım".
İşte Salih Bozok'un bu mirası, ölümünün 60. yıldönümünde oğlu Muzaffer Bozok tarafından yayımlıyor.
Esir aldığı Trikopis'e Napolyon'u örnek gösteren...
İzmirde kendisine diklenen İngiliz konsolosu odasından kovan...
Annesinin mezarının başında ulusal egemenlik yemini eden bir Mustafa Kemal bulacaksınız.
Tabiî Latife Hanım'la evlenmelerinin ve boşanmalarının öyküsü,
İnönü ile küslüklerinin içyüzünü, sofrada kopan kimi kavgaların ilginç ayrıntılarını ve Atatürk'ün hastalığının perde arkasını da...
Cumhurbaşkanı Gazi M. Kemal Paşa'nın Sonbahar Gezileri
Nuri Onat
Çağdaş Yayınları / Tarih-Anı-Gezi-Olay Dizisi
Devrim tarihimizdeki yeri çok önemli bir kitap bu. O yılların ünlü deyimi ile "Gazi" Mustafa Kemal Paşa'nın 1924 güzünde, uzun süren bir yurt gezisindeki söyleşileri, demeçleri ve söylevleri yanında, geziden izlenimler, içten coşkulu, sevgi dolu karşılama ve uğurlamalar, vurucu bir dille anlatılmış...
Hümanist Atatürk
Hamdi Ülkümen
Çağdaş Yayınları
İster günümüzde yaşasın ister tarihte yaşamış olsun, insanın sevdiği, saygı duyduğu, onu her anımsayışta heyecanlanıp mutlu olduğu insanlar vardır. Hamdi Ülkümen için Atatürk işte o büyük insandı. ... Yunus Nadi'nin de yakın dostuydu. Birlikte çalışmışlardır. Hamdi Ülkümen'in bir devrim lisesi açması üzerine, onun eğitimciliği ve okulculuğu üzerine Yunus Nadi'nin Cumhuriyet'e yazdığı bir başyazıyı da bu kitapçığın sonunda bulacaksınız.
27 Kasım 2008 Perşembe
Zinedine Zidane Biyografisi
Juventus, Real Madrid gibi büyük takımlarda oynamış, 2006 Dünya Kupası itibariyle 108 kez milli formayı giymiş, FIFA tarafından üç defa yılın futbolcusu seçilmiş, Cezayir asıllı Fransız futbolcu. Dünyaca bilinen takma adı: Zizou. 23 Haziran 1972′de Marsilya’da doğdu. Futbol hayatına Cannes kulübünde başladı. Cannes’dan ayrılmasının ardından, Bordeaux’ya transfer oldu. Bordeaux’da başarılı futboluyla dikkat çeken Zizou, 1996 yılında, 3 milyon Euro karşılığında Juventus’a transfer oldu.
Juventus’taki başarılı futbolunu milli takımada yansıtan Zidane, Fransa’nın 1998 FIFA Dünya Kupası’nı kazanmasında büyük pay sahibiydi. Finalde, Brezilya’ya attığı 2 kafa golü, kupayı Fransa’ya getirdi. O yıl FIFA tarafından Dünya’nın En İyi Futbolcusu Ödülüne layık görülen Zidane, 2000 yılında ülkesinin Avrupa Şampiyonluğu’na uzanmasında gene büyük rol oynadı. Bu başarılarından dolayı 2.kez dünya’nın en iyi futbolcusu seçildi.
2001 yılında Juventus’tan 81 milyon Dolar karşılığında Real Madrid’e transfer oldu. İlk gittiği sezonda Real Madrid ile Şampiyonlar Ligi kupasını kazandı. Finalde Bayer Leverkusen’e attığı güzel gol UEFA’nın web sitesinde jenerik oldu.
2002 / 2003 senesinde Real Madrid’le İspanya Futbol Ligi Şampiyonluğu yaşayan Zizou, aynı yıl FIFA tarafından 3.kez dünya’da yılın futbolcusu ünvanını kazandı. Fransa Milli Futbol Takımı’nın 2004 Avrupa Şampiyonası’ndaki kötü sonuçları ardından milli takıma veda etti. Fransa’nın kendisine ihtiyacı olduğunu düşünerek geri döndü.
Zidane, Real Madrid’le 7 Mayıs’ta Villareal karşısında son kez sahaya çıktı. Kulüp takımları kariyerine son verdiğini, profesyonel futbol yaşantısına da 2006 FIFA Dünya Kupası sonrasında noktayı koyacağını açıkladı.
34 yaşında Fransa milli takımı forması altında sahaya çıktığı dünya kupası finalinde, İtalyan oyuncu Marco Materazzi’ye attığı kafa sonrası kırmızı kartla oyun dışında kalarak, 2006 dünya kupasının en çok konuşulan ismi oldu.
Juventus’taki başarılı futbolunu milli takımada yansıtan Zidane, Fransa’nın 1998 FIFA Dünya Kupası’nı kazanmasında büyük pay sahibiydi. Finalde, Brezilya’ya attığı 2 kafa golü, kupayı Fransa’ya getirdi. O yıl FIFA tarafından Dünya’nın En İyi Futbolcusu Ödülüne layık görülen Zidane, 2000 yılında ülkesinin Avrupa Şampiyonluğu’na uzanmasında gene büyük rol oynadı. Bu başarılarından dolayı 2.kez dünya’nın en iyi futbolcusu seçildi.
2001 yılında Juventus’tan 81 milyon Dolar karşılığında Real Madrid’e transfer oldu. İlk gittiği sezonda Real Madrid ile Şampiyonlar Ligi kupasını kazandı. Finalde Bayer Leverkusen’e attığı güzel gol UEFA’nın web sitesinde jenerik oldu.
2002 / 2003 senesinde Real Madrid’le İspanya Futbol Ligi Şampiyonluğu yaşayan Zizou, aynı yıl FIFA tarafından 3.kez dünya’da yılın futbolcusu ünvanını kazandı. Fransa Milli Futbol Takımı’nın 2004 Avrupa Şampiyonası’ndaki kötü sonuçları ardından milli takıma veda etti. Fransa’nın kendisine ihtiyacı olduğunu düşünerek geri döndü.
Zidane, Real Madrid’le 7 Mayıs’ta Villareal karşısında son kez sahaya çıktı. Kulüp takımları kariyerine son verdiğini, profesyonel futbol yaşantısına da 2006 FIFA Dünya Kupası sonrasında noktayı koyacağını açıkladı.
34 yaşında Fransa milli takımı forması altında sahaya çıktığı dünya kupası finalinde, İtalyan oyuncu Marco Materazzi’ye attığı kafa sonrası kırmızı kartla oyun dışında kalarak, 2006 dünya kupasının en çok konuşulan ismi oldu.
Tümer Metin Biyografisi
Tümer Metin, 14 Ekim 1974′te Zonguldak’da doğdu. Futbola Zonguldakspor’un alt yapısında “Minik Takım” ile başladı.
“Minik Takım”ın ardından sırasıyla; “Yıldız Takım”, “Genç Takım” ve sonunda “A Takım”a yükseldi. 3 sene boyunca Zonguldakspor formasını giydi.1997 senesinde Zonguldakspor’dan Vanspor’a transfer oldu. Vanspor’da uzun süre oynamayan futbolcu buradan da Samsunspor’a geçti. 4 sene Samsunspor’da forma giydi. 2001 - 2002 sezonu başında takım arkadaşı İlhan Mansız ile birlikte Beşiktaş’a transfer oldu.
Başarılı performansına rağmen uzun süre A Milli Takım için tercih edilmedi. Fatih Terim’in milli takımın başına gelmesiyle geç kabul edilecek bir yaşta A Milli takım formasını giymeye başladı. Ekim 2005′e kadar 9 kez A milli oldu ve 4 gol attı.
30 Mayıs 2006′ da Fenerbahçe SK ile 3 senelik sözleşmeye imza atan Tümer Metin, Beşiktaş kulübü yöneticileri ve taraftarları tarafından yoğun eleştirilere maruz kaldı. Tümer Metin, 2006 - 2007 sezonundan itibaren senelik 1.6 Milyon dolar’a imza attığı Fenerbahçede forma giyecek.
“Minik Takım”ın ardından sırasıyla; “Yıldız Takım”, “Genç Takım” ve sonunda “A Takım”a yükseldi. 3 sene boyunca Zonguldakspor formasını giydi.1997 senesinde Zonguldakspor’dan Vanspor’a transfer oldu. Vanspor’da uzun süre oynamayan futbolcu buradan da Samsunspor’a geçti. 4 sene Samsunspor’da forma giydi. 2001 - 2002 sezonu başında takım arkadaşı İlhan Mansız ile birlikte Beşiktaş’a transfer oldu.
Başarılı performansına rağmen uzun süre A Milli Takım için tercih edilmedi. Fatih Terim’in milli takımın başına gelmesiyle geç kabul edilecek bir yaşta A Milli takım formasını giymeye başladı. Ekim 2005′e kadar 9 kez A milli oldu ve 4 gol attı.
30 Mayıs 2006′ da Fenerbahçe SK ile 3 senelik sözleşmeye imza atan Tümer Metin, Beşiktaş kulübü yöneticileri ve taraftarları tarafından yoğun eleştirilere maruz kaldı. Tümer Metin, 2006 - 2007 sezonundan itibaren senelik 1.6 Milyon dolar’a imza attığı Fenerbahçede forma giyecek.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)